Gezi Yazıları

İzmir Gezi Notları

İlk gezi yazımızda yolculuğumuz İzmir!

Gerek doğası, gerekse tarihi notaları ve gezilip görülücek sokakları ile İzmir pek çok kişiye hitap edecek bir yer. Hem haftasonu eşinizle, dostunuzla hemde ailece yapılacak günübirlik veya haftasonu tatilini değerlendirmek için, konaklamalı bir gezi için ideal bir yer.

İzmirde gezilecek yerler ve yapılacak şeyler çok evet. Fakat biz haftasonu için izmiri tercih ettiğimizden zamanımız 2 gündü. Tatil rotamız Öncelikli Seferihisar sığacıktı. Neden mi?

1- Gün Rota

SIĞACIK 

Deniz kokan sakin bir köy, tarihi kalesi, el emeği ürünlerin satıldığı yerel üretici pazarı, kale içindeki şirin ev pansiyonları, leziz deniz ürünlerinin servis edildiği restoranları, masmavi denizi ve plajları ile Ege Bölgesi’nin en güzel kaçış rotalarındandı.

Türkiye’de Sakin Şehir Ağı’nın (Citta Slow) ilk üyesi olan Seferihisar‘ın en çok ziyaret edilen bölgesi olan Sığacıkmış. Şimdi gezimize başlayalım.

Sığacık kalesi

Öncelikli olarak Sığacık kalesine gittik Kuşadası, Ayasuluk ve Sivrihisar olarak adlandırılan  3 kapıya sahip olan kale surlarında Teos Antik Kenti’nden getirilen taşlar da kullanılmış.Kale çok eski bir mimariye sahip Surlar ve iç havludan oluşmaktadır. Kaleden ayrıca deniz manzarasına sahip.

Kaleiçi sokakları

Kaleden sonra ki durağımız Kaleiçi sokaklarıydı. Kalenin herhangi bir tarafından ya da surların çevresinden Kaleiçi sokaklarına adım atıp daracık sokaklara kendinizi bırakın. Bu sokaklar onlarca ev pansiyonunun sıralandığı, yaşamın aktif olarak devam ettiği rengarenk görünümde. Ata Demirer’in Olanlar Oldu filminin çekildiği pansiyonu da yürüyüş sırasında görebilirsiniz. Fotoğraf tutkunları ve eski yapı evler sevenler için bulununlmaz bir fırsat.

Teos Antik Kenti

Seferihisar ve çevresine hayat veren, bölgede zamanda yolculuk yapmak için en önemli durak olan Teos Antik Kenti, Sığacık’a 3 km uzaklıkta. Tarihi MÖ 2 binli yıllara uzanan antik kent, 12 İyon kentinden biri. Döneminin en büyük liman kenti özelliğini taşıyan Teos aynı zamanda sanatçılar şehri olarak da biliniyor. Tarihte ilk aktörler birliğinin MÖ 3. yüzyılda Teos’ta kurulmuş olması bu kentin sanat alanındaki yerini güçlendiriyor. Kazıların sürdüğü antik kent, en az yarım günlük bir ziyareti hak ediyor.

Konaklama

Sığacık’ta konaklama için her türlü bütçeye uygun alternatif bulunuyor. Kaleiçi’ndeki ev pansiyonlarının birçoğu yaz-kış açık. Her biri 2-3 odadan oluşan ve geleneksel bir anlayışla dizayn edilen bu pansiyonlar hem uygun fiyatlı hem de hoş bir atmosferde konaklamak isteyenler için ideal. Kaleiçi’nde Ali Kuter’in işlettiği Sığacık Kale İçi Pansiyon Kafe önerilerim arasında.

2. Gün Rota

ALAÇATI

Rengârenk pencere ve kapıların süslediği cumbalı taş evleri, begonvillerin ve sardunyaların sarmaladığı Arnavut kaldırımlı sokakları, lavanta kokulu hediyelik eşya dükkanları, mavi tahta sandalyeli ve yöreye özgü motiflerle işlenmiş masa örtülerinin süslediği kafe ve restoranlarıyla pek keyifli bir atmosfere sahip.

Öncelikli olarak bizi içine çeken sokaklarında gezmeye başladık. İnsan öyle bir kayboluyor ki adeta her sokak bizi içine alıyordu. Cumbalı taş evler begonviller ve sardunyalarla birleşince adeta bir nostaljiyi andırıyordu. Fotoğraf çekmek isteyenler için, mükembel bir yer.

Ardından Alaçatı Pazarı’nı ziyaret ettik.

Her cumartesi çok geniş bir alanda kurulan Alaçatı Pazarı, sebze meyvenin dışında, kaliteli giyim ürünleri ve el yapımı reçellerin, baharatların bulunabileceği çok renkli bir yer. Yakın köylerde üretim yapan köylülerin lezzetli doğal ürünlerini alın. Pazarda Reçelci Niko’ya uğrayın, hangi ürünlerden nasıl leziz reçeller yapıldığını görün.

Son durağımız yel değirmenleri

Alaçatı’nın simgesi, 1850’lerden kalma taş yel değirmenleri, buranın en eski yapıları arasında yer alıyor. Büyüklükleri birbirinden farklı 4 adet yel değirmeni Alaçatı merkezde yer alan küçük bir tepenin üzerine kurulu.

Alaçatı sokaklarını turladıktan sonra hem yorgunluk kahvesi içmek hem de nefis gün batımı izleyip fotoğraf çekmek için ideal bir yer.

Yazımı sonlandırmadan mutlaka alaçatıda muhallebi ve doyum olmaz ege mutfağı mezelerını yemeden gitmeyin.

Etiketler

Merve BAYRAM

Kim miyim? Sadece bu dünyadan gelip geçen geçerken de yazı yazmayı çok seven bir kulum. Belkide kelimelerin arkasına sığınmış bir Merveyim. Aslında ben hala çocuk hayalleri olan 25 yaşına gelmiş içindeki çocuğu öldürmemiş. . Birazcık da öldürmek istemeyen. İşte o benim! Adım sanım vss.. Bunlar gereksiz birer teferruat Sevgili okuyucularım. İstiyorum ki şu dünyada sadece yazdıklarımla birilerinin kalbine, ruhuna dokunabilmek. Ortak bir bağ oluşturup, bütünleşebilmek. Çünkü ben yazarken o an aklımda olanlar kalemime düşer. Sonra kelimelere sığınır koca bir volkan gibi yazılara dökülürüm. Tabi ara sıra gülmek sokağa, mizaha kulak vermek yeri gelince teknolojiden haberlerden haberdar olmak. Aslına bakarsanız evet bu hep hayalimdi. . Küçükken bile bir şeye sinirlenip sevindiğimde hep yazardım. Sonunun nereye varacağını bilmeden kelimeler cümle olup taşardı küçücük yüreğimde. . Şimdi büyüdüm! Anladım ki; Sanırım kendimi bir tek yazarak ifade edebiliyorum.. ve artık yazılarımı sizinle paylaşma vakti ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker